Pazartesi sendromu değil kapitalizm…

Eskiden ilkokula giderken olurdu… Hafta sonu mahalle maçı yapmışız, dizlerim yara bere içinde; bütün misketleri muhtarın oğluna kaybetmişim, boş ceple eve gitmeye utanıyorum; sabahın köründe kalkıp izlediğim Laff-A-Lympics Olimpiyatları’nda tuttuğum Ayı Yogiler haftalardır kazanamıyor; üstüne üstlük bir de Farah Fawcett Çarli’nin Melekleri’nden ayrılmış, yerine gelen kadın onun kadar güzel değil… Böyle geçen bir hafta sonunun ardından şimdi işin yoksa Pazartesi kalk okula git. Yerli Malı Haftası’na denk gelirse börek çörek idare ederdik de gelmezse bu sefer; “Oğlum koş, öğretmenler odasından Türkiye haritasını kap getir bakayım.” Sanki Akdeniz Bölgesi’nin bitki örtüsü, kaybettiğim beşlik kemik misketten daha önemliymiş gibi… Hele bir de Galatasaray yenildiyse hiç çekilmezdi. Sabah annem işe giderken “Kıçım ağrıyor, … Okumaya devam et Pazartesi sendromu değil kapitalizm…

Tam Anlamıyla Aziz Olduğunu Kanıtlayan, Güzel İnsan Keanu Reeves

2003 yılında bir dergiye konuşan Reeves şöyle diyor: ”Para düşündüğüm en son şey. Önümüzdeki birkaç yüzyıl yetecek olan kazandıklarımla yaşayabilirim zaten.” Matrix’den kazandığı 114 milyon doların 80 milyon dolarını, özel efekt ve makyaj personeline vererek bu daha önce kanıtlamıştı. Çünkü … Okumaya devam et Tam Anlamıyla Aziz Olduğunu Kanıtlayan, Güzel İnsan Keanu Reeves

Bukowski’den John Martin’e mektup: “Kölelik hiçbir zaman kalkmadı”

Charles Bukowski, Amerika’nın en büyük yazarlarından biri olmadan önce alkol problemi olan, yüzü sivilce izi dolu, mavi yakalı bir çalışandı. Rüyasında yaşamın tek düzeliğini bozman için yazı yazıyordu. Bukowski, bütün edebi klişelerle dalga geçip tüm yazın dünyasına harikulade bir renk … Okumaya devam et Bukowski’den John Martin’e mektup: “Kölelik hiçbir zaman kalkmadı”