Çağan Irmak ve Günümüzün Parçalanmış Değerleri: Bizi Hatırla Filmi Üzerine

“Aile draması” denince Türkiye sinemasında aklımıza gelen ilk isimlerden biri kuşkusuz ki Çağan Irmak. Babam ve Oğlum, Dedemin İnsanları gibi önemli aile dramalarını başarıyla yöneten Irmak, bu sefer de yine seyirciyi bam telinden yakalama derdinde. Hikaye çok tanıdık, alışılan ve … Okumaya devam et Çağan Irmak ve Günümüzün Parçalanmış Değerleri: Bizi Hatırla Filmi Üzerine

“Doğanın sarıp sarmalamasına ihtiyacımız var

Ayizi Kitap’tan çıkan Kuru Su’yu okumaya karar verdiğimde, aynı kitabı yeni bitirmiş bir arkadaşım, yazarı Hande Aydın için “Psikolog olduğunu öğrendiğimde her şey yerine oturdu” demişti. Zira karakterlerin tasviri ona “bu işi bilen” birinin yazdığı izlenimini veriyor. Kitabı okurken daha ilk … Okumaya devam et “Doğanın sarıp sarmalamasına ihtiyacımız var

‘Bildiğimiz Dünyanın Sonu’nda kimlikler ve sınırlar

Kuşların şehirlileri tabiatın dinginliğe davet ettiği eflatun saatlerde, korkuları ve zaaflarıyla sınırlarını çizerek kendini korumaya çalışan modern insanın hırçın sesini de duyuyorum. Dört asırı devirip huzuru bulan zeytin ağacımın altında, kurgulanan hayatları, sistemin dayattığı zorunlu seçimleri ve “yokluk” hissini çoğaltan … Okumaya devam et ‘Bildiğimiz Dünyanın Sonu’nda kimlikler ve sınırlar

Pazartesi sendromu değil kapitalizm…

Eskiden ilkokula giderken olurdu… Hafta sonu mahalle maçı yapmışız, dizlerim yara bere içinde; bütün misketleri muhtarın oğluna kaybetmişim, boş ceple eve gitmeye utanıyorum; sabahın köründe kalkıp izlediğim Laff-A-Lympics Olimpiyatları’nda tuttuğum Ayı Yogiler haftalardır kazanamıyor; üstüne üstlük bir de Farah Fawcett Çarli’nin Melekleri’nden ayrılmış, yerine gelen kadın onun kadar güzel değil… Böyle geçen bir hafta sonunun ardından şimdi işin yoksa Pazartesi kalk okula git. Yerli Malı Haftası’na denk gelirse börek çörek idare ederdik de gelmezse bu sefer; “Oğlum koş, öğretmenler odasından Türkiye haritasını kap getir bakayım.” Sanki Akdeniz Bölgesi’nin bitki örtüsü, kaybettiğim beşlik kemik misketten daha önemliymiş gibi… Hele bir de Galatasaray yenildiyse hiç çekilmezdi. Sabah annem işe giderken “Kıçım ağrıyor, … Okumaya devam et Pazartesi sendromu değil kapitalizm…