Pazartesi sendromu değil kapitalizm…

Eskiden ilkokula giderken olurdu… Hafta sonu mahalle maçı yapmışız, dizlerim yara bere içinde; bütün misketleri muhtarın oğluna kaybetmişim, boş ceple eve gitmeye utanıyorum; sabahın köründe kalkıp izlediğim Laff-A-Lympics Olimpiyatları’nda tuttuğum Ayı Yogiler haftalardır kazanamıyor; üstüne üstlük bir de Farah Fawcett Çarli’nin Melekleri’nden ayrılmış, yerine gelen kadın onun kadar güzel değil… Böyle geçen bir hafta sonunun ardından şimdi işin yoksa Pazartesi kalk okula git. Yerli Malı Haftası’na denk gelirse börek çörek idare ederdik de gelmezse bu sefer; “Oğlum koş, öğretmenler odasından Türkiye haritasını kap getir bakayım.” Sanki Akdeniz Bölgesi’nin bitki örtüsü, kaybettiğim beşlik kemik misketten daha önemliymiş gibi… Hele bir de Galatasaray yenildiyse hiç çekilmezdi. Sabah annem işe giderken “Kıçım ağrıyor, … Okumaya devam et Pazartesi sendromu değil kapitalizm…

Yaşamın Özü

Kapitalizm insan yaşamının her ayrıntısına ulaşarak insanları bir nevi  kendilerinden uzaklaştırdı.Herkes bir şekilde girdikleri beton yığınlarının içine hapsoldu.Yaşam yemek,içmek ,yatmak dışında bir farklılık vadetmiyordu.Oysa insan dünyanın hangi kara parçasında olursa olsun kendisine dayatılanın çok ötesindeydi.Gökyüzü,hava,ağaçlar yağan yağmur fısıldıyordu bize bu kadar … Okumaya devam et Yaşamın Özü

Resmi Tarih Anlayışları ve Nesnel Gerçeklik

O zaman gerçek tarihi, yalnızca ona nesnel ve diyalektik olarak bakabilenler; olayları, olguları, kavramları bütünsellik ve kendi konjonktürel tarihsellikleri içinde dün, bugün ve yarın bileşiminde değerlendirebilenler görebilir. Bunun için de resmi tarih anlayışından koparken, aynı zamanda ideolojik filtre ve çarpıtmalardan … Okumaya devam et Resmi Tarih Anlayışları ve Nesnel Gerçeklik